Cumartesi, Nisan 02, 2016

Ortaya Karışık, EPEY Karışık #25

Selam blog!

Görüşmeyeli çooook uzun zaman oldu, hep aklımdasın ve acayip özledim. Ben buralarda yokken o kadar çok şey oldu ki, hangi birini anlatsam bilemedim. Çeşitli sosyal mecralarda bıraktığım izleri takip ederek bir kaç şey karalayacağım. İyiyim bu arada. Son yazı da umarım iyi ki diyebilirim demişim. Dedim, diyorum. Her ne yaptıysam iyi ki yapmışım.

Yeni işim diyeceğim, ki kendisi artık o kadar yeni değil, harika gidiyor. Eğitimini aldığım işi, bu kadar büyük ve donanımlı bir yerde, kendimi bu kadar geliştirerek yapabildiğim için dünyanın en şanslı mühendisiyim sanırım. İşle ilgili soru işaretim yok artık. Çok severek yaptığım, gocunmadan gittiğim bir işim var şükürler olsun. Umarım bunu herkes tadabilir.

Ev konusundan bahsetmiştim. Evet artık bir evimiz var. Taşınmamız biraz sürecek ama yine de orada olduğunu bilmek harika.

Bir sürü güzel tatil yaptım, yeni yerler gördüm buralarda yokken. Yeni işe başlamadan önce küçük bir Akçay tatili yaptık. Bandırma'ya ananemlerin yazlığına kaçtık, Hatay'a Barko'nun ailesini görmeye gittik. Hepsinde kardeşim de bizimleydi. Sonbaharda bir haftasonu Ağva'ya kaçtık, ilkbaharda daha geçenlerde Bodrum'da nefeslendik. Çok özledik arada Bursa'ya gittik. Ama en en güzeli Paris ve Frankfurt'u görmekti. O kadar güzeldi ki anlatmaya kelimeler yetmez. Bu yıl emin olduğumuz tek şey bir sürü yeni yer göreceğimiz. İş değiştirmem sebebiyle geçen yıl gidemediğimiz Amerika'ya bu yıl gideceğiz inşallah. Biletlerimiz aldık. Yıl sonuna doğru bir de Amsterdam biletimiz var. Yaz için de bir road trip planı. Geçen yıl da bu yıl da aşırı iyi gidiyor tatiller ve gezmeler konusunda ki en sevdiğimdir.

Bir sürü konsere, filme, tiyatroya gittim. Çok güzel kitaplar okudum. Devam ediyorum. Hatta harika bir kitap challenge'ı takip ediyorum. Belki buraya eklerim bir ara.

Tezi yazamıyorum / yazmıyorum. bir ara başlayacağım inşallah.

Daha sık yazmaya çalışacağım. Telefondan falan da olsa güncelleyeceğim burayı. Çünkü çooook özledim. Hep dediğim gibi, unutmak en büyük korkum bir de. İnstagram'ı günlük niyetine kullansam da, burası başka.

Yazdıklarım pespembe oldu biliyorum. Şükürler olsun ben iyi ve mutluyum kendi küçük dünyamda ama ülkenin ve dünyanın hali içi aynı düşünceyi paylaşamıyorum. Sadece daha iyi günler umuyorum, hepimiz için...

Gittim.

Pazartesi, Temmuz 13, 2015

Son mu başlangıç mı bilemedim...

Bu gün burada son günüm blog. Buradan sana son kez ulaşıyorum muhtemelen. İstifamı verdim, akşam da herkesle vedalaşıp ayrılacağım. Herkesi, düşündüğümden daha çok seviyormuşum bunu anladım ve iyi ki dedim, iyi ki buradan böyle güzel gidebiliyorum. Personelimden ağlayanlar filan oldu, ben de tabi. Kendimden bekliyordum zaten de, onların beni bu kadar benimsediklerini bilmiyordum. Neyse işte, sabrım meyvesini verdi. Umarım bir süre sonra burayı ve bu yazdıklarımı hatırlayıp iyi ki sabretmişim diyebilirim.

Bu arada bir güzel haber daha aldık. Katıldığımız bir kura çekilişinde bu kez şans bize güldü. Eğer peşinatını ödemeyi başarabilirsek artık bir evimiz var. Allah benim dualarımı şükürler olsun kabul etti, umarım dileyen, uğraşan, çabalayan herkesin duaları kabul olsun. Çok daha iyileri dileyen herkesi bulsun.

Ben sanırım sırtımdaki yüklerin bir kısmını attım. Yenileri gelecek eminim ama şimdilik sadece gelsin bildiği gibi diyebiliyorum...

Salı, Temmuz 07, 2015

Doğum günü ve diğer bir takım tatlı şeyler...

Günaydın blog,

27 oldum. Baya da güzel oldum. Boynumun tutulması yüzünden perşembe ve cuma tamamen iptal olsam da cumartesi kararlılıkla temizliğe giriştik, eve gelen ablayla. Büyük temizlik günü olmasına rağmen Barko'nun ısrarla Zühre'leri iftara çağırmak istemesinden bir şeyler sezmiştim ama, birazdan anlatacağım gibi bir organizasyon beklemiyordum. İftar, okey vs. ile saati 12 yaptıktan sonra Barko ben gideyim de sahur için pide alayım deyince bende ikinci bir ışık yandı ama annem, kardeşim dışında kuzenlerim ve liseden arkadaşlarımın da ellerinde pastayla baskın yapması havalara uçurdu. Ben Zühre'lerle birlikte daha küçük bir şey bekliyordum, böylesi muazzam oldu. Sonrası sabaha kadar sohbet muhabbet. Bu arada doğum günü hediyemi biraz erken almıştım ben, buraya yazdım mı bilmiyorum ama bu yıl uzun zamandır sayıkladığım bisikleti kaptım. Aşırı aşırı mutlu oldum. Asıl doğum günüm yani pazar günü de ramazan sebebiyle akşama kadar yat yuvarlan ile geçti. Akşamında da uzun zamandır gitmek istediğim Mama Shelter'a gittik. Mükemmel ötesi bir mekan. Son zamanlarda gittiklerim içinde en beğendiğim diyebiliriz. Özellikle çilekli milföyleri enfes. Giderseniz mutlaka deneyin.

Her güzel şey gibi doğum günüm de hemen bitti. Pazartesiyle yüzleşmek zorunda kaldım. Hatta baya da zor başladı pazartesi günü benim için. Günün zor geçtiğini düşünürken, telefonuma baktığımda beklediğim haberin geldiğini gördüm. Aylardır sayıkladığım şey oldu. Haziran kariyerim için dönüm noktası olacak, olsun diye uğraşıp durmam boşuna değilmiş blog. Oldu. Sadece halledilmesi gereken küçük bir iş kaldı. BİR ŞEYLER İÇİN ENDİŞELENMEZSE ÖLECEK hastalığından muzdarip olduğum için tam manasıyla havalara uçamıyorum o küçük iş hallolmadan. Bir aksilik çıkmaz diye umuyorum. Sonra istifa edeceğim. Bana azcık daha dua edin n'olur. Son düzlük. Çok şükür. Bu süreçte aklıma sadece, yüksek lisans için çabalamalarım, hafta sonlarımı yiyen eğitimler, ingilizce için koşturmalarım geliyor. Galiba bu sefer değdi. Bir de burası benim ilk mezun olduğumdan beri çalışmak istediğim, hayalini kurduğum yer olunca, hissettiklerimi tarif edemiyorum ve hala da o yüzden korkuyorum. Allah isteyen ve çabalayan herkesi hayallerine kavuştursun.

Bu da böyle dursun. Yarın öbür gün acaba bu işler nasıl olmuş dersem okur okur mutlu olurum belki...

Cuma, Temmuz 03, 2015

Değişik

Selam Blog,

Küçük bir tespit yapacağım. Bunu da şu anki durumumla alakalı bir konu üzerinden yapacağım.
Olmasını beklediğim, gerçekten çok ama çok istediğim ve çok emek verdiğim bir şey var. Baya nefesimi tuttum, gelecek haberi bekliyorum. Bu süreci de doğal olarak bazı arkadaşlarımla paylaşıyorum. Bazıları, iliklerime kadar iyi hissettiriyor bana. Güvenimi tazeliyor, iyi hissetmemi sağlıyor. Bazılarında ise şöyle diyor: 'Ya sen elinden geleni yaptın. Olursa olur, olmazsa olmaz. Bu kadar üzerinde durma. Daha neler yaşayacağız...' vb. Bu şekilde bakınca her şey çok normal görünüyor ama bu insanların gözlerinde gördüğüm veya ses tonlarında hissettiğim şey 'İNŞALLAH OLMAZ.' Bana canım yaa bu kadar takma kafana filan derken aslında o güzel şeyi yaşamamı / yaşamamızı istemediğini anlıyorum. İfade edebildim mi emin değilim. Gayet sürekli görüştüğümüz, sevdiğimiz filan insanlar bunlar ama, normalden fazla iyi ya da mutlu olmamızı istemiyorlar. Neden? Bilmiyorum. Uzak durmak lazım. Üzülüyor muyum, çok değil ama şaşırıyorum. Eskiden bunu ayırt edemeyip, şu an fark ediyor olmak büyüme indikatörlerinden sadece biri. İnsanlar kötü.

Pazartesi, Haziran 29, 2015

Kitaplarla Karışık

Hello,

Son yıllarda Ahmet Ümit okumuyordum ama kuzenim ve başka birkaç kişi baya övünce aldım Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'ni. 3-4 gün gibi bi sürede de bitirdim. Fena bir kitap değildi ama bayıldım dersem yalan söylemiş olurum. Benim açımdan tahmin edilebilir bir sona sahipti. Tabi bu kitabın mükemmel ayrıntılara sahip olmasına engel değil. Gezi, Beyoğlu ve azınlıklarla ilgili çok güzel göndermeler, hikayeler ve tarihi bilgiler vardı. Bu açıdan etkileyici olduğunu söylemezsem haksızlık olur. Özellikle ramazanda, oruç eşliğinde okuduğum için, sürükleyiciliği zaman geçirmem için çok işe yaradı. Okuyunuz, zaman kaybı değil derim.

Bu aralar elimde, David Gilmour'dan Film Kulubü var. Henüz bitirmedim ama okuduğum kısmı beklentimin biraz altında kaldı diyebilirim. Kitap bakarken sürekli elim gidiyordu ama vazgeçiyordum. Ahmet Ümit'le birlikte alayım dedim ama bakalım sonu nasıl çıkacak. Oğlu okulu sevmeyen baba ona, kendisiyle haftada 3 film izlemesi koşuluyla okulu bırakabileceğini söylüyor. Birlikte film izlemek bir nevi okul oluyor çocuk için. Bu konuyu ailenin hayatının akışı içinde anlatıyor kitap. Sonunda, kitapta adı geçen tüm filmlerin bir listesi var. Onu da değerlendirmeyi düşünüyorum.

D&R'ın 5 TL günlerinden kendimi uzak tutuyordum ama, bu kez de annem hadi seç ben alayım dedi. Ne zamandır tanışmak istediğim Ayfer Tunç ve Oya Baydar ile tanışmaya karar verdim ben de. Oya Baydar'dan O Muhteşem Hayatınız ve Ayfer Tunç'tan Dünya Ağrısı'nı aldım. Her yıl 5 TL günlerinde kaçırmadığım ve bayıla bayıla okuduğum Marc Levy'den de Dostlarım Aşklarım'ı kaptım. Gerçi ona annem el koydu önce ben okuyayım diye ama olsun. O kadar çok kitap aldım ki, aslında yıl sonuna kadar kitap almasam okuyacak kitabım var hatta belki daha bile çok ama durduramıyorum kendimi. Tatil için almayı planladığım üç kitap var üçü de Unutma Dersleri'ni bayıla bayıla okuduğum Nermin Yıldırım'ın kitapları. Unutma Beni Apartmanı, Rüyalar Anlatılmaz ve Saklı Bahçeler Haritası. 3 günlük bayram tatilinde hangi birini okuyacaksın demeyin. Tatile giderken ve bayramlarda kitap almak bende hastalıktır. Hele hem bayram hem tatil birleşmişken bu üç kitabı almamak olmaz.

Hem bayram hem tatil demişken, bayram tatilinde Barko ve kardeşim Turgut'la Akçay'a kaçıyoruz. 3 gün de olsa hepimize iyi gelecek. Oradaki bir arkadaşımız sağolsun Ayvalık-Cunda-Kaz Dağları turu yaptıracak bize. Biraz da deniz güneş oldu mu, mis.

Son olarak acil bir konuyla ilgili duaya ihtiyacım var. Anlatacağım. Sonra.

Pazartesi, Haziran 15, 2015

223. Yazı

Günaydın,

Sendromun baya dibinden bildiriyorum. Çalışmaya başlamamak için yapılanlar vol 4546554'de bugün bloga yazı yazmak var.

Yine tatlışko bir hafta sonu bitti. Cuma günü barkoyla bi kaçamak yaptık. Bahçeşehir Gölet o kadar muazzam olmuş ki. Kenarında ördekleri izledik, yürüyüş yaptık sonra da Kolcuoğlu'na geçtik. Bahçede takıldık, hatta transfer falan tartıştık. Çıkışında cankocam bana harika bir sürpriz yaptı. Yeni sevgili olduğumuz zamanlardı, sinemaya gitmiştik. Film arasında şu 1 tl atılıp oyuncak çekilen makinelerin birinde bir inek görmüştüm. Aaaa ne güzelmiş deyip lavaboya gitmiştim, döndüğümde o inek barkonun elindeydi. O makineler ne para tuzağıdır bilen bilir. Yemekten sonra yine öyle bir makinenin önünden geçiyorduk, barko sana oyuncak çıkarayım mı deyince güldüm o bi defa olur, çıkaramazsın ki dedim. Ve bingo ilk seferde pikaçu ellerimdeydi. 27 yaşında insanım hala böyle şeylerle havalara uçuyorum. Dönüşte anneme gittik, onda kaldık hatta. Sözde sabah beraber kahvaltı yapıp, bana gidip evi temizleyecektik. Anne ya, gitmesek de keyif mi yapsak biraz dememle, annemin bu fikri havada kapması bir oldu. Temizlik yalan. Türk kahveleri, fallar hatta ben fırsattan istifade Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'ne başladım. Eski evimde, dünyayla hiçbir alakam olmadan kitap okumak kadar sevdiğim çok az şey var. Kitap da gayet iyi gidiyor. Akşam Mervecan'ın kınası vardı. Lise hazırlıktan beri arkadaşım, 12 yıldır düşe kalka beraber geldik bu zamana. Kocası Gökhan da dersaneden can arkadaşım. Benim en koşturmalı zamanlarımda hep yetişmişti Merve, Ben de elimden geleni yaptım. Annemle beraber gittik kınasına. O kadar güzeldi ki her şey.

Pazar günü bu kez de nikahın telaşıyla geçti. Sabahtan bu yıl daha ilk kez balkonda kahvaltı yaptık. Sonra koştur koştur nikah. Dönüşte market. Yolda anlaştık. Barış yemek yapacaktı, ben de evi süpürecektim. O hemen girdi mutfağa, ben de ortalığı toparladım. Tam süpürgeyi alacaktım ki, elektrik kesildi. Yemeği yedikten sonra, elektriğin 9 civarı geleceğini öğrenince ben kitabı alıp balkona geçtim, Barış da kestirdi. Elektrik gelince, değişik bir kaç içecek tarifi denedik. Belki bir ara anlatırım burada. Survivorla da bitirdik hafta sonunu. Ona da uyuz oldum. Çekirdek gibi bırakamıyorsun da. Bitse de kurtulsak.

Bu arada, okul da bitti. Sınavlarım gayet iyi geçti. Hatta birinden AA aldığım belli oldu bile. Tez danışmanım da onaylandı. Okuldan ayrılmak azcık zor oldu. Bilmeden, koşturmacanın içinde fark etmeden bağlanmışım, çok sevmişim okulumu. Vedalaştık perşembe günü. Sırada tez var, darısı onun da bitişine. Korkuyordum ya pişman olmaktan, tez aşamasında ne olur bilmiyorum ama şimdi iyi ki diyorum iyi ki başlamışım. Yeni haberler beklemeye devam.

Diğer yandan tatil planları yapmaya çalışıyoruz hala. Amerika ihtimali sebebiyle büyük şeylere kalkışamıyoruz ama ben ramazan bayramı tatili, yıllık iznin ilk haftası vs. için kıpırdanmaya başladım. Vel hasılı ve çok şükür, hayat bu aralar biraz daha güzel. Yaz geldi diye mi ki?